peki ya sonra...

Hep mi bir şeyleri kaçırdığını zanneder insanoğlu bulunmadığında bir yerlerde ya da yetişemediği bir olay sonucunda...
 
"Elbette hayır" diyen bir sese karşılık yazıyorum bu yazıyı...
 
Hayatımda oldum olası elimden geldiği kadar etrafımdaki insanların yanında bulunmaya, onlara bir şekilde destek olmaya çalıştım ama hep bunları yaptığımda, yapmadığım zamanlar neler olacağını hiç düşünmedim ta ki bu güne kadar. Şimdi düşünüyorum, birilerinin hayatındaki yerimi umursamadan onların yanında olmaya çalışıyorum ve destek oluyorum. Yapamadığımda da ilk yüzlerini astıkları da ben oluyorum ya da şu ara fazla alınganım.
 
Aradan onca zaman sonra biri çıktı ve dedi ki "Birinin bana iyi davranmasına ihtiyacım var." , elbette benim gibi karşılıksız iyiliklerde bulunan biri iseniz bu söz sizin yerinizden kalkmanıza yeterde artar ama tıkanıp da yorulduğunuzu hissetmeye başladıysanız kılınız bile kıpırdamaz hale gelirsiniz. Hele birde zamanında o sözleri söyleyen insanlar tarafından üzüldüyseniz, kırıldıysanız...
 
Bir arkadaşım bir gün dedi ki "Az insan çok huzur..." , ben bunu yapalı neredeyse iki sene oldu lakin hiçte sanıldığı kadar huzur doluda olmaya biliyor bazen. Etrafında sağlam bir kaç dostu olan bir insanım ve bu konuda kendimi çok da şanslı buluyorum. Onlarla birlikte olduğum mekanların ve şartların hiç bir önemi kalmıyor benim için geçirdiğim zaman zarfında ama  insan yine de onların bir yüzünün düşüşüne şahitlik edip birde çare bulamıyorsa üzüntüsünden uykuları bile kaçar hale geliyor.
 
Şimdi gelelim iki ayrı gruptaki benim yerim ve önemime , doğrusu bunun cevabını ben bile henüz bulmuş değilim. O beni kırıp, dağıtıp gidenlerin önem verdiği değerleri beli, göz önünde bunu anlayabiliyorum da peki ya dostum dediğim insanların önem sıralamasında kaçıncı sırada yer alıyorum. Neyse zaten dostluk karşılıklı verip almalarla oluşan bir kavram değil değil mi?
 
Kişiler bazen kendi dertlerine o kadar çok gömülüyorlar ki senin nasıl bir halde olduğunu bile sormuyorlar. Tek derdimiz para olsun diyeceğim dostum var mesela bizim ailede kanser denilen hastalık babamda kol gezerken ama biliyorum bu söz onu teselli etmeyecek. Bildiğim ve inandığım (özelliklede son 5 aydır) sağlığımız yerinde olduğu zaman aşılamayacak dert dert değildir, mutsuzluk mutsuzluk değildir.
 
Eğer gerçekten sırtını dayayabileceğin ve senin yüzüne tebessümle bakan bir kaç insan bulunduruyorsan etrafında gerisi laf-ı güzaf (zamanında tanıdığım birinden bolca duyduğum bir sözdür).
 
Tüm bunların aslında üzerine uzun uzun yazılır ve konuşulur biliyorum ama benim tek derdim yine her zaman ki gibi biraz iç rahatlatmaktı, hepsi o...
 
 
 
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !